Behçet Necatigil - Yel Değirmenleri Şiir İncelemesi

 


Yaşamak azaptır çok zaman,
Dualara açıldı ağız.
Tükendi dizlerde derman
Akşamı bulamayacağız.

Sürülerini götürdü Beniisrail
Gitmek düştü adamlara.
İmdada yetişti Ebabil,
Kuşlar vurdu camlara.

Geceye, göklere minnettarım,
Mütarekenin verdiği haz.
............................................
Gün doğarken bozuldu tılsım,
Sokakların çağrısı sabah olur olmaz.

Beni kurtaracak biri yok hazırda,
Ölümün takibi henüz çok geriden.
Mihneti esvap gibi geçirip sırta,
Yel değirmenlerine hücum yeniden.


A)                Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi

A.1.) Şiir dörtlüklerden oluşmaktadır.

A.2.) Şiirde toplam dört dörtlük bulunmaktadır.

A.3.) Serbest ölçü ile yazılmıştır.

A.4.) Yaşamak azaptır çok zaman,

Dualara açıldı ağız.

Tükendi dizlerde derman

Akşamı bulamayacağız.

(zaman ve derman kelimelerinde –an harflerinden kaynaklı zengin uyak bulunurken ağız ve bulamayacağız kısımlarında cinas bulunmaktadır.)

Sürülerini götürdü Beniisrail

Gitmek düştü adamlara.

İmdada yetişti Ebabil,

Kuşlar vurdu camlara.

(Beniisrail ve Ebabil kelimeleri arasında –il harflerinden dolayı tam kafiye bulunurken adamlara ve camlara kelimelerinde –lara redif, -am tam kafiyedir.)

Geceye, göklere minnettarım,

Mütarekenin verdiği haz.

Gün doğarken bozuldu tılsım,

Sokakların çağrısı sabah olur olmaz.

(minnnettarım ve tılsım kelimelerin arasında –ım harflerinden kaynaklı tam uyak, haz ve olmaz kelimeleri arasında –az harflerinden kaynaklı yine tam uyak bulunmaktadır.)

 

Beni kurtaracak biri yok hazırda,

Ölümün takibi henüz çok geriden.

Mihneti esvap gibi geçirip sırta,

Yel değirmenlerine hücum yeniden.

(hazırda ve sırta kelimelerinde –a sesinden kaynaklı yarım uyak, geriden ve yeniden kelimeleri arasında –den ayrılma hali eki redif, -i sesleri ise yarım uyaktır.)

A.5.) abab, cdcd, efef, ghgh şeklinde bir kafiye düzeni bulunmaktadır.

A.6.) “Yaşamak azaptır” derken yaşamayı azap bir durum duruma benzeterek “teşbih” sanatından yararlanmıştır.

“Akşamı bulamayacağız” derken kast edilen akşam vakti olduğu için “mecazımürsel” sanatından yararlanmıştır.

“Sokakların çağrısı“ derken “teşhis” sanatından faydalanılmıştır.

“Yel değirmenlerine hücum yeniden” derken Don Kişot’a bir atıfta bulunulduğu için “telmih” sanatından yararlanılmıştır diyebiliriz.

A.7.) Genel anlamda şekil olarak mani, ninni, varsağı vb. türlerden bahsedemeyiz. Konu bakımından özlem, kurtuluş ve mücadeleden bahsedilebilir.

B) Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi

B.1.) Anlamı bilinmeyen sözcük ve deyim bulunmamaktadır. Şiir gayet sadedir.

B.2.) Yaşamın bazı durumlarda acı olduğundan bahsedilmektedir. Şiirin ana teması sürgün olduğu için bu durumun ne kadar acı, azap dolu olduğundan bahsetmektedir ilk kısımda. Daha sonra akşamı bulabilmek için ağızların duaya açıldığını ancak akşamı bulmanın pek de mümkün gözükmediğinden bahsetmektedir.

Sürülerini götürdü Beniisrail, gitmek düştü adamlara” kısmında Beniisrail’den kasıt İsrail devletidir. Gitmek düştü adamlara derken de İsrailoğulları’nın Mısır’dan sürülmesine gönderme yapılmıştır. “İmdada yetişti Ebabil, kuşlar vurdu camlara” denilirken de Ebabil kuşlarının bir ceza olarak taş yağmuruna tutmasından söz etmektedir.

“Geceye, göklere minnettarım. Mütarekenin verdiği haz. Gün doğarken bozuldu tılsım. Sokakların çağrısı sabah olur olmaz.” mükemmel bir kısım. Hemen üstünde akşamı bulamayacağız diye umutsuzluğa kapılan şair şimdi de gecenin ve göğün anlaştığını ve sabahın olduğundan bahsediyor.

Son kısımda ise madem kurtulduk tekrardan hücuma, atağa geçebiliriz denmektedir.

B.3.) Tema olarak, “sürgün”, “özlem” veya “acı” diyebiliriz. Ancak bunların ötesinde ben “umut” demek istiyorum.

B.4.) Şair gayet sade ve akıcı bir dil kullanmış. Kullanımdan düşmüş, anlamada zorluk çekilecek herhangi bir sözcük bulunmamaktadır. Halk diliyle yazılmış duru bir şiir diyebiliriz.

B.5.) Şiir 15 Ağustos 1941 tarihinde Varlık dergisinde yayımlanmıştır. 1941'de Irak'ta yaşanan darbenin ardından Yahudiler katledilmiştir. Bu şiirin de Yahudilerin yaşamış olduğu bu acıların üzerine yazılmış olduğunu düşünmekteyim.

B.6.) Şiir tamamen toplumcu bir anlayışla yazılmıştır. Yahudilerin yaşamış olduğu acıların dışa yansıması olarak değerlendirebiliriz.

B.7.) Şairin İsrail ile herhangi bir alakası bulunmamaktadır. Yalnızca insani duygularından dolayı bu şiiri yazdığını düşünüyorum.

B.8.) Şiir hakkındaki şahsi görüşlerime gelecek olursak… Şiir tamamen Behçet Necatigil ustanın insani duygularından, merhametinden, yaşanan zulme sessiz kalamamasından kaynaklanmaktadır. Böyle bir üstadın böyle duyarlı olması elbette memnun olabileceğimiz bir durumdur. Şiirde acıyı, azabı, umudu ve yeniden doğuşu görebiliyoruz. Ne kadar kısa bir şiir olsa da bize bu duyguları her bir kısmında hissettirebiliyor.

 

BEHÇET NECATİGİL

Hayatı

16 Nisan 1916 tarihinde İstanbul'da doğdu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Kars, Zonguldak ve Kabataş Erkek Lisesi'nde, İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 13 Aralık 1979'da İstanbul'da öldü.

İlk şiiri, lise öğrencisi olduğu yıllarda, 1935'te Varlık dergisinde çıktı. O tarihten ölümüne kadar hep şiirin ve edebiyatın içinde oldu. Şiirlerinde evler, aile, çevre, aşklar, bunalımlar, hastalıklar, yalnızlıklar ve ölüm onun kendine has anlatımı ile, çok defa kısa mısralar halinde dile gelir. Ufku zengin ve derin, sahneler canlandırır.

İlk şiirlerindeki açık ve yalın söyleyiş, sonra soyuta dönük bir havaya bürünür. Eski ve yeni kelimeleri birlikte ustaca şiirine yerleştirir. Mısralarına değişik ve yeni bir biçim oluşturmaya çalışmıştır. Sağlam, tutarlı ve özel bir şiir dünyası vardır.

Edebi Kişiliği

Cumhuriyet döneminin ilk şiirlerini 1940 öncesi yazmış, asıl şahsiyetini ise 1940 sonrası şiirlerinde bulmuş sanatçısıdır.

Şair şiirlerinde çevresini, sokağını, ev içini, dış dünyayı halk kültüründen gelen unsurlarla Batı şiirini birleştirerek anlatmıştır. Behçet Necatigil, sokakta her günkü basit ve dar hayatın içinde yaşayan ve kurtuluşu evlerinde arayanların şiirlerini yazmış, birçok araştırmacı tarafından “Dar Çevre” şairi olarak anılmıştır.

Şair son şiirlerinde Divan şiirinin özelliklerinden yararlanma yoluna gitmiştir. Bu özelliği onu kapalı bir şiire ulaştırmıştır. Bazı şiirlerinde Divan şairlerinin adlarının geçmesi de bu etkinin bir sonucudur.

Behçet Necatigil şiirlerini tüm süslerden arındırarak, sade bir şekilde yazmaya gayret göstermiş, ölçü ve uyağa pek fazla bağlanmamıştır.

Yazdığı radyo oyunlarıyla da dikkati çeken sanatçının bu oyunlarıyla şiirleri arasında da paralellik vardır. Mitolojik unsurları kullanması ve bu unsurları günümüz hayatında araması şiirinin orijinal özelliklerindendir.

Şiir, radyo oyunu, antoloji, inceleme türlerinde eserler veren sanatçının en tanındığı tür şiir olmuştur.

Kısaca özetleyecek olursak;

Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üç-geninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya çalıştı.

Halk kültüründen aldığı öğeleri Batı şiiri ile birleştirmiştir. Son şiirlerinde divan şiirinin özelliklerinden yararlanarak kapalı bir şiire ulaşmıştır.

Divan şiirinin cinaslı, tevriyeli anlatımından yararlanmıştır. Bazı şiirlerinde mitolojik unsurları kullanmıştır.

Edebiyatımızda “evler şairi” olarak tanınmıştır.

Toplumcu gerçekçi bir sanat anlayışıyla yazdığı şiirleri yanında, bireysel, psikolojik ve metafizik temaları işlediği şiirleri de tat alınarak okunacak şiirlerdir. Toplumsal konulu şiirlerinde genelde dar gelirli insanların yaşamına eğilen şair, daha çok kendi yaşadığı semti ve o semtteki yaşayışı yansıtmıştır.

Eserleri:

Şiir: Kapalı Çarşı, Eski Toprak, Çevre, Evler, Dar Çağ, Yaz Dönemi, Divançe, Sevgilerde, Arada, İki Başına Yürümek, Söyleriz, Zebra, Kareler Aklar, Beyler

Radyo Oyunu: Yıldızlara Bakmak, Gece Aşevi, Üç Turunçlar, Pencere

Araştırma: Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü, Küçük Mitologya Sözlüğü

Düzyazı: Bile/Yazdı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kazak Türkçesi - Ses ve Şekil Bilgisi

Necip Fazıl Kısakürek - Büyük Doğu Marşı Şiir İncelemesi

Ece Ayhan - Fayton Şiiri İncelemesi