Behçet Necatigil - Yel Değirmenleri Şiir İncelemesi
A) Şiirin
Biçim Yönünden İncelenmesi
A.1.) Şiir
dörtlüklerden oluşmaktadır.
A.2.) Şiirde
toplam dört dörtlük bulunmaktadır.
A.3.) Serbest
ölçü ile yazılmıştır.
A.4.)
Yaşamak
azaptır çok zaman,
Dualara açıldı ağız.
Tükendi dizlerde derman
Akşamı bulamayacağız.
(zaman ve derman
kelimelerinde –an harflerinden kaynaklı zengin uyak bulunurken ağız ve
bulamayacağız kısımlarında cinas bulunmaktadır.)
Sürülerini götürdü Beniisrail
Gitmek düştü adamlara.
İmdada yetişti Ebabil,
Kuşlar vurdu camlara.
(Beniisrail ve
Ebabil kelimeleri arasında –il harflerinden dolayı tam kafiye bulunurken
adamlara ve camlara kelimelerinde –lara redif, -am tam kafiyedir.)
Geceye, göklere minnettarım,
Mütarekenin verdiği haz.
Gün doğarken bozuldu tılsım,
Sokakların çağrısı sabah olur olmaz.
(minnnettarım ve
tılsım kelimelerin arasında –ım harflerinden kaynaklı tam uyak, haz ve olmaz
kelimeleri arasında –az harflerinden kaynaklı yine tam uyak bulunmaktadır.)
Beni kurtaracak biri yok hazırda,
Ölümün takibi henüz çok geriden.
Mihneti esvap gibi geçirip sırta,
Yel değirmenlerine hücum yeniden.
(hazırda ve
sırta kelimelerinde –a sesinden kaynaklı yarım uyak, geriden ve yeniden
kelimeleri arasında –den ayrılma hali eki redif, -i sesleri ise yarım uyaktır.)
A.5.) abab,
cdcd, efef, ghgh şeklinde bir kafiye düzeni bulunmaktadır.
A.6.) “Yaşamak
azaptır” derken yaşamayı azap bir durum duruma benzeterek “teşbih” sanatından yararlanmıştır.
“Akşamı
bulamayacağız” derken kast edilen akşam vakti olduğu için “mecazımürsel” sanatından yararlanmıştır.
“Sokakların
çağrısı“ derken “teşhis” sanatından
faydalanılmıştır.
“Yel
değirmenlerine hücum yeniden” derken Don Kişot’a bir atıfta bulunulduğu için “telmih” sanatından yararlanılmıştır
diyebiliriz.
A.7.) Genel
anlamda şekil olarak mani, ninni, varsağı vb. türlerden bahsedemeyiz. Konu
bakımından özlem, kurtuluş ve mücadeleden bahsedilebilir.
B) Şiirin İçerik Yönünden
İncelenmesi
B.1.) Anlamı
bilinmeyen sözcük ve deyim bulunmamaktadır. Şiir gayet sadedir.
B.2.) Yaşamın
bazı durumlarda acı olduğundan bahsedilmektedir. Şiirin ana teması sürgün
olduğu için bu durumun ne kadar acı, azap dolu olduğundan bahsetmektedir ilk
kısımda. Daha sonra akşamı bulabilmek için ağızların duaya açıldığını ancak
akşamı bulmanın pek de mümkün gözükmediğinden bahsetmektedir.
“Sürülerini
götürdü Beniisrail, gitmek düştü adamlara” kısmında Beniisrail’den kasıt İsrail
devletidir. Gitmek düştü adamlara derken de İsrailoğulları’nın Mısır’dan
sürülmesine gönderme yapılmıştır. “İmdada yetişti Ebabil, kuşlar vurdu camlara”
denilirken de Ebabil kuşlarının bir ceza olarak taş yağmuruna tutmasından söz
etmektedir.
“Geceye,
göklere minnettarım. Mütarekenin verdiği haz. Gün doğarken bozuldu tılsım.
Sokakların çağrısı sabah olur olmaz.” mükemmel bir kısım. Hemen üstünde akşamı
bulamayacağız diye umutsuzluğa kapılan şair şimdi de gecenin ve göğün
anlaştığını ve sabahın olduğundan bahsediyor.
Son
kısımda ise madem kurtulduk tekrardan hücuma, atağa geçebiliriz denmektedir.
B.3.) Tema
olarak, “sürgün”, “özlem” veya “acı” diyebiliriz. Ancak bunların ötesinde ben
“umut” demek istiyorum.
B.4.) Şair
gayet sade ve akıcı bir dil kullanmış. Kullanımdan düşmüş, anlamada zorluk
çekilecek herhangi bir sözcük bulunmamaktadır. Halk diliyle yazılmış duru bir
şiir diyebiliriz.
B.5.) Şiir
15 Ağustos 1941 tarihinde Varlık dergisinde yayımlanmıştır. 1941'de Irak'ta
yaşanan darbenin ardından Yahudiler katledilmiştir. Bu şiirin de Yahudilerin
yaşamış olduğu bu acıların üzerine yazılmış olduğunu düşünmekteyim.
B.6.) Şiir
tamamen toplumcu bir anlayışla yazılmıştır. Yahudilerin yaşamış olduğu acıların
dışa yansıması olarak değerlendirebiliriz.
B.7.) Şairin
İsrail ile herhangi bir alakası bulunmamaktadır. Yalnızca insani duygularından
dolayı bu şiiri yazdığını düşünüyorum.
B.8.) Şiir
hakkındaki şahsi görüşlerime gelecek olursak… Şiir tamamen Behçet Necatigil
ustanın insani duygularından, merhametinden, yaşanan zulme sessiz
kalamamasından kaynaklanmaktadır. Böyle bir üstadın böyle duyarlı olması
elbette memnun olabileceğimiz bir durumdur. Şiirde acıyı, azabı, umudu ve
yeniden doğuşu görebiliyoruz. Ne kadar kısa bir şiir olsa da bize bu duyguları
her bir kısmında hissettirebiliyor.
BEHÇET
NECATİGİL
Hayatı
16 Nisan 1916 tarihinde İstanbul'da doğdu.
İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu ve Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun
oldu. Kars, Zonguldak ve Kabataş Erkek Lisesi'nde, İstanbul Eğitim
Enstitüsü'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 13 Aralık 1979'da İstanbul'da öldü.
İlk şiiri, lise öğrencisi olduğu yıllarda,
1935'te Varlık dergisinde çıktı. O tarihten ölümüne kadar hep şiirin ve
edebiyatın içinde oldu. Şiirlerinde evler, aile, çevre, aşklar, bunalımlar,
hastalıklar, yalnızlıklar ve ölüm onun kendine has anlatımı ile, çok defa kısa
mısralar halinde dile gelir. Ufku zengin ve derin, sahneler canlandırır.
İlk şiirlerindeki açık ve yalın söyleyiş,
sonra soyuta dönük bir havaya bürünür. Eski ve yeni kelimeleri birlikte ustaca
şiirine yerleştirir. Mısralarına değişik ve yeni bir biçim oluşturmaya çalışmıştır.
Sağlam, tutarlı ve özel bir şiir dünyası vardır.
Edebi
Kişiliği
Cumhuriyet döneminin ilk şiirlerini 1940
öncesi yazmış, asıl şahsiyetini ise 1940 sonrası şiirlerinde bulmuş
sanatçısıdır.
Şair şiirlerinde çevresini, sokağını, ev
içini, dış dünyayı halk kültüründen gelen unsurlarla Batı şiirini birleştirerek
anlatmıştır. Behçet Necatigil, sokakta her günkü basit ve dar hayatın içinde
yaşayan ve kurtuluşu evlerinde arayanların şiirlerini yazmış, birçok
araştırmacı tarafından “Dar Çevre” şairi olarak anılmıştır.
Şair son şiirlerinde Divan şiirinin
özelliklerinden yararlanma yoluna gitmiştir. Bu özelliği onu kapalı bir şiire
ulaştırmıştır. Bazı şiirlerinde Divan şairlerinin adlarının geçmesi de bu
etkinin bir sonucudur.
Behçet Necatigil şiirlerini tüm süslerden
arındırarak, sade bir şekilde yazmaya gayret göstermiş, ölçü ve uyağa pek fazla
bağlanmamıştır.
Yazdığı radyo oyunlarıyla da dikkati çeken
sanatçının bu oyunlarıyla şiirleri arasında da paralellik vardır. Mitolojik
unsurları kullanması ve bu unsurları günümüz hayatında araması şiirinin
orijinal özelliklerindendir.
Şiir, radyo oyunu, antoloji, inceleme
türlerinde eserler veren sanatçının en tanındığı tür şiir olmuştur.
Kısaca
özetleyecek olursak;
Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne,
orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları
hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üç-geninde, gerçek ve hayal yaşantılarını
iletmeye, duyurmaya çalıştı.
Halk kültüründen aldığı öğeleri Batı şiiri
ile birleştirmiştir. Son şiirlerinde divan şiirinin özelliklerinden
yararlanarak kapalı bir şiire ulaşmıştır.
Divan şiirinin cinaslı, tevriyeli
anlatımından yararlanmıştır. Bazı şiirlerinde mitolojik unsurları kullanmıştır.
Edebiyatımızda “evler şairi” olarak
tanınmıştır.
Toplumcu gerçekçi bir sanat anlayışıyla
yazdığı şiirleri yanında, bireysel, psikolojik ve metafizik temaları işlediği
şiirleri de tat alınarak okunacak şiirlerdir. Toplumsal konulu şiirlerinde
genelde dar gelirli insanların yaşamına eğilen şair, daha çok kendi yaşadığı
semti ve o semtteki yaşayışı yansıtmıştır.
Eserleri:
Şiir:
Kapalı Çarşı, Eski Toprak, Çevre, Evler, Dar Çağ, Yaz Dönemi, Divançe,
Sevgilerde, Arada, İki Başına Yürümek, Söyleriz, Zebra, Kareler Aklar, Beyler
Radyo
Oyunu: Yıldızlara Bakmak, Gece Aşevi, Üç Turunçlar, Pencere
Araştırma:
Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü, Küçük Mitologya
Sözlüğü
Düzyazı:
Bile/Yazdı

Yorumlar
Yorum Gönder